Zeybek Batı Anadolu yöresinin belirli bir halkoyununa zeybek oyunu deniliyor. Söz konusu oyunlar kendi içinde türlere ayrılmaktadır.Ağır zeybek - Kaşıklı zeybek - Teke (Kıvrak) zeybeği - Kırık zeybek - Bey zeybekTek kişi tarafından ya da birkaç oyuncunun çember şeklinde dizilmesiyle oynanır. Zeybek, halkı koruyan cesur bir adamı temsil eder. Zeybek oynayan dansçı, kollarını omuz hizasında, elleri başıyla aynı hizada olacak şekilde iki yana doğru açar ve bazı oyunlarda kollarını dirseklerden hafifçe kırar. Büyük adımlar atarak ağır ağır hareket eder. Ara sıra yere doğru eğilip bir dizin yere dokundurulması, bu dansın belirgin hareketlerindendir. Bu tarz zeybekler İzmir, Aydın, Manisa taraflarında görülen zeybek türleridir. Buna Muğla'nın kuzey tarafları, Denizli'nin batı tarafları, Balıkesir'in Ege sahilleri ile Çanakkale'de eklenebilir.Kütahya,Uşak ve Afyon daha çok kaşıklı zeybek etkisindedir. Yine Balıkesir'in doğu kısımları ile Bursa,Eskişehir,Bilecik, Ankara taraflarında oynanan oyunlar da kaşıklı zeybek kategorisine girer.
DENİZ KOKAN ŞEHİR
İZMİR
5 Nisan 2014 Cumartesi
4 Nisan 2014 Cuma
İZMİR ENTERNASYONAL FUARI
İzmir'in olmazsa olması
Tarihçesi
İzmir Enternasyonal Fuarı'nın doğuşu, 17 Şubat 1923'te (henüz Cumhuriyet ilan edilmemişken) Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle İzmir'de toplanan İzmir İktisat Kongresi'ne uzanır. İktisat Kongresi ile eşzamanlı olarak bir ticari ürünler sergisi düzenlenmiş, sergi mekanı olarak İkinci Kordon'da Osmanlı Bankası'nın deposu olarak kullandığı Hamparsumyan binası seçilmiştir. Burada, el tezgahı ve küçük sanayi ürünleri; Isparta, Kula, Gördes, Uşak kilim ve halıları, yağ ürünleri, sabunlar, makarna ve unlu yiyecekler, kolonyalar, helvalar, ihraçlık pamuklar, ayakkabı, mobilyalar, deri ürünleri, tarım araçları, kiremit, tuğla, maden örnekleri, tütün, sigara, şarap örnekleri, kereste çeşitleri sergilenmiştir.
İzmir İktisat Kongresi Sergisi'nden sonraki ilk sergi Eylül 1927'de, "9 Eylül Mahalli Sergisi" adı altında Mithatpaşa Sanat Enstitüsü'nde açılmıştır. İzmir Ticaret Odası'nın teklifi ve İzmir Valisi Kazım Dirik'in kararı ile açılan sergide 71 resmi kuruluş, 195 yerli firma ve 9 ülkenin 72 kuruluşunun ürünleri sergilendi. Sergiyi 80 bin 744 kişi gezdi.
İkinci 9 Eylül Sergisi Eylül 1928'de yine aynı binada ve uluslararası düzeyde gerçekleşti. Sergiye 155'i yabancı olmak üzere 515 firma katıldı.
1935 İzmir 9 Eylül Panayırı dönemin İktisat Vekili Celâl Bayar tarafından açılmıştır. 311 bin kişinin gezdiği panayır, bugünün organize uluslararası fuarının öncüsü oldu. Fuar alanının temeli, evvelce 1922 İzmir Yangını'nda kül olmuş mahallelerin bulunduğu ve sonraki yıllarda şehrin ortasında bir pislik ve derbederlik yuvası haline gelmiş bulunan bugünkü yerinde 1 Ocak 1936'da törenle atıldı. 360 bin metre karelik alanın Kültürpark haline getirilmesi ve yılın belirli bir ayında bu alan üzerinde uluslararası bir fuarın gerçekleştirilmesi planlandı. Kültürpark alanının düzenleme çalışmaları, dönemin İzmir Belediye Başkanı Dr. Behçet Uz'un ve gazeteci sıfatıylaMoskova kültürparkını gezmiş olan yardımcısı Suat Yurtkoru'nun yönetiminde olağanüstü çabalarla, proje aşamasında da dönemin Moskova Belediye Başkanı Bulganin tarafından görevlendirilen mimarların tasarımı çerçevesinde 1936 yılında tamamlanmış; bu tarihten itibaren İzmir Uluslararası Fuarı Kültürpark'ta açılmıştır.
Kaynak :http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir_Enternasyonal_Fuar
VİDEO
İZMİR GELİP GÖRMEDEN GİDİLEMEYECEK YERLER
Böyle bir şehre gelip de aşağıdaki yerleri görmeden giderseniz geldiğiniz yol boşa gider.Bu şehrin her köşesini görmek yaşamak lazım ama bunlar listenizde en başta olsun.
|
- Agora
- Asansör
- Bayraklı-Tepekule (Smyrna)
- Buca - Gölet
- Hükümet Konağı
- Kadifekale
- Kemeraltı
- Kızlarağası Hanı
- Kültürpark (İzmir Fuar Alanı)
- Saat Kulesi
- Vali Konağı
- İzmir Doğal Yaşam Parkı
İLÇELERİMİZ
- ALİAĞA
- BALÇOVA
- BAYINDIR
- BAYRAKLI
- BERGAMA
- BEYDAĞ
- BORNOVA
- BUCA
- ÇEŞME
- ÇİĞLİ
- FOÇA
- GAZİEMİR
- GÜZELBAHÇE
- KARABAĞLAR
- KARABURUN
- KARŞIYAKA
- KINIK
- KONAK
- MENDERES
- MENEMEN
- NARLIDERE
- ÖDEMİŞ
- SEFERİHİSAR
- SELÇUK
- TİRE
EGE'NİN İNCİSİ
Türkiye'nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, çağdaş, gelişmiş, ayni zamanda işlek bir ticaret merkezidir.
Atatürk’ün, “Bütün cihan işitsin ki efendiler, artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı kutsal bir topraktır! 1925 “ diyerek önemini vurguladığı, İzmirli Herodot'un “Onlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimlerinde kurdular.” demekten kendini alamadığı, Aristo’nun İskender’e “Görmezsen eksik kalırsın!” diyerek uyardığı, Victor Hugo’nun onu hiç görmeden adına şiir yazıp “İzmir bir prensestir” diye övdüğü İzmir; sınır kenti ve farklı bölgelerin geçiş merkezi konumunda olan 4.061.074 (TÜİK 2013) kişilik nüfusu ile Türkiye’nin 3. büyük kentidir. Ege Denizi kıyısında adeta bir inci gibi salınan İzmir 8.500 yıllık geçmişi ile de büyük tarihi ve kültürel zenginliği barındırmaktadır.
İzmir; coğrafi konumu, kültürel ve tarihî zenginliği, Metropol olması, Türkiye’nin en Avrupai şehri olması, farklı bölgeler arasında geçiş noktası olması dolayısıyla ulaşımın kolaylığı (hem deniz hem kara hem de hava ulaşımının kullanım kolaylığı ve rahatlığı), turizme uygun iklim yapısı, kültürel faaliyetlere ve sanat etkinliklerine müsait sosyal-kültürel yapısı, 629 kilometrelik kıyı uzunluğu ve bunun 101 kilometrelik bölümünün tamamen doğal plajları içermekte olması ile de farklı turizm çeşitlerine uygundur.
İzmir aynı zamanda farklı kültürlerin, yaşam tarzlarının, inançların (Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Ermeni, Rum, vb. gibi) binlerce yıldır bir arada barış içinde yaşadığı bir hoşgörü şehri ve kavimler kapısıdır.
İzmir; Tepekule (Bayraklı), Symrna, Efes, Pergamon (Bergama), Teos (Sığacık), Lebedos (Ürkmez), Kyme (Aliağa), Allianoi (Yortanlı), Thyrea (Tire), Phokaia (Foça), Kolophon (Değirmendere), Erythrai (Çeşme), Klazomenai (Urla), Metropolis (Torbalı), Claros (Ahmetbeyli) ve Myrina (Aliağa) gibi tarihte hüküm sürmüş olan uygarlıkların yaşadığı topraklara ve gün yüzüne çıkmamış yaklaşık 36 uygarlık merkezinin miraslarına sahip binlerce yıllık yerleşim yeridir.
İzmir; tarihin her döneminde insan sağlığına hizmet etmiş dünyaca bilinen Agamemnon, Asklepion, Allianoi, Karakoç ve Çeşme-Şifne ılıca, vb. (19 Kaplıca) şifa merkezleri ile günümüzde de özellikle İskandinav ülkelerinden ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerine sağlıklı yaşam alternatiflerini sunan ve potansiyeli çok yüksek olan sağlık ve termal turizm merkezidir.
İklimi
Akdeniz iklim kuşağında kalan İzmir'de yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Dağların denize dik uzanması ve ovaların İç Batı Anadolu eşiğine kadar sokulması, denizel etkilerin iç kesimlere kadar yayılmasına olanak vermektedir. Ancak, İl bütününde yükseklik, batı ve kıyıdan uzaklık gibi fiziksel coğrafya farklılıkları, yağış, sıcaklık ve güneş açısından önemli sayılabilecek iklim farklılıklarına da yol açmaktadır. Temmuz-ağustos ayları en sıcak ve ocak-şubat en soğuk aylardır. Kar yağışı yok denecek kadar azdır. Sıcak yaz aylarında “imbat” ismi verilen rüzgâr serinlik getirir. Kara ve denizin gece-gündüz arasındaki ısınma ve soğuma farkından meydana gelen bu rüzgâr sâdece bu ile âittir. Kavurucu yaz günlerinde İzmir’e tatlı bir serinlik getirir.
Bitki Örtüsü
Akdeniz iklim bölgesinde yetişen geniş, sert ve iğne yapraklı, sürekli yeşil kalan, kuraklığa dayanıklı ağaç ve çalılar, yaygın doğal bitki örtüsünü oluşturur. Bitki örtüsünde kızılçam, fıstık çamı, karaçam, selvi, maki ve zeytin ağaçlarına bol rastlanır. Bağ ve meyve bahçeleri oldukça geniş yer kaplar. Kozak Dağı, Türkiye’nin en büyük çam fıstığı istihsal yerlerinden biridir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)